Çarşamba, Temmuz 4

Hırkamı Özledim!

Hırkamı çok özledim, yaz ve onunla ilgili şeylerin %99'undan nefret ediyorum.

Yaz geldi malumunuz, etrafta bir sevinç bir neşe... Millet bayram ediyor yaz geldi diye. hayır bunun nesine seviniyoruz anlamadım ki? Yaz kadar kusunç bir zaman dilimi daha var mı? Bakın yaz münasebeti ile hayatımıza giren yahut sokulan şeyler neler ve onlardan niçin nefret ediyorum?

1. Yaz Aşkları: Bu ne biçim bir şey? Popülizmin doruklarında bir kavram, nedir yani? yazın kum, deniz güneş üçlüsüne eşli edecek bir flörtünüz olacak; yaz bitene kadar. Yaz aşkının diğer mevsim aşklarından farkı ne olur? Daha yüzeysel olur, ileri evrelere daha çabuk geçilir ve eylülde biter. Hayatla ilgili böyle reçetemsi tanımları ve yaptırımları kınıyor hatta yolmak istiyorum. Yaz geldi ve sevgilim yok, her algida reklamında eziliyorum. yaz aşkı mevzuundan nefretimin sebebi bu, insanı kötü hissettiriyor.

2. Yaz Albümleri: Sırf havalar ısındı diye ipini koparan saçma sapan sözler ve sürekli tekrar eden müziklerle albüm çıkarıyor. biz de bütün yaz boyunca nereye gitsek dımtısçıktıs a boğulmuş şarkılar dinlemek zorunda kalıyoruz. farketmişsinizdir yaz başından beri hande yener, bengü, tuğba ekinci, petek dinçöz ve özgün albüm çıkardı. ve niyeyse bunlar tutuyor sırf yaz geldi diye. Ben de bunlar yüzünden Gripin'in albümü geri planda kaldığı için yaz sıcaklarının herkese albüm çıkarma cesareti vermesinden enfret ediyorum.

3. Yaz Hastalıkları: Allerji, böcek ısırması, güneş yanığı, başa güneş geçmesi, aşırı terleme, uykusuzluk, su kaybı, ayılıp bayılma, gerginlik, depresyon, daha çok mide bulantısı vs.

4. Yaz Harcamaları: sürekli susamanın sonucunda normalin üç katı içecek tüketme vs.

5. Yaz Kokusu: Kapalı bir mekana girdiğinizde burnunuza gelen koku var ya, işte o...

6.Yaz Davranışları: Herkesin yaz çok iyi bir şeymiş gibi neşeli olması, yaz geldiğinde mutlu olup denize gitmenin zorunluluk gibi algılanması, herkeste bir gevşeme bir ferahlama, kaypaklaşma

7. Yazı Sevme Mecburiyeti: Herkes birlik olmuş yazı çok seviyor anladım, tek kalıptan çıkmış gibi herkeste bir "yaz sevilmez olur mu ayol?" muhabbeti var. Sevmiyorum; ben kendimi yağmurlu ve sisli, serin havalarda ve çoğunlukla sonbahar-kış zamanı iyi hissediyorum. Bunu bir yerde söylediğimde herkes "ayşegül küçük psikolog" kıvamındaki bilgisi ile "aaaa, senin karamsar bir yapın var o zaman; melankoliksin, pesimistsin, vah tüh" muhabbeti yapıyor. Değilim efem; çok neşeli muhabbeti bol bir insanım. Özellikle bir yağmur yağsın neşemden yerimde duramam, sabah sisinde ve serinliğinde kendimi çok neşeli ve iyi hissediyorum. Beni kategorize etmeyiniz.

9. Yaz Uyuşukluğu: Yazın gelmesi sebebiyle üzerime çöken ve yapmam gereken/yapmak istediğim işleri yapmamı engelleyen o uyuşukluk ve bıkkınlık hali. Bir de sebebini anlamadığım huzursuzluk var ama neyse...

Özetle sevgili hırkam, seni çok özledim. Eylül sonu gelse yağmur yağarken gene sana sarınıp yürüsem, koşsam...

Şeftali, karpuz ve müzik festivalleri için bu kadar işkence çekmek fazla değil mi?

2 yorum:

timsah sokak sâkini dedi ki...

evet evet evet =)

Adsız dedi ki...

ah be canım ne kadar güzel anlatmışsın.bende her algida reklamında eziliyorum.